16 Mart 2024 Cumartesi

SİVRİSİNEK

 

Gece bir sivrisinek vızıltısıyla uyanıyorum. Sivrisinekler herkesin malumu. Işığı kapattığın an kulağının tam dibinde vızıldamaya başlar, ışık açıldığı an sırra kadem basar. Böyle korkak, hain, kaçak köçek dövüşen bir cibilliyetsizle muhatap olmak istemediğimden çekiyorum yorganı kafama ve uyuyorum ertesi güne nasılsa eceliyle ölür, belasını benden bulmasın diyerek. Erken konuştuğumu ertesi gün anlıyorum. Gece yine kulağımın dibinde vız vız… Demek ki ömürleri iki günmüş diye yine sivrisinekle sivrisinek olmayıp çekiyorum yorganı kafama. Ertesi gün yine geliyor bizimki. Her gün bir sonraki güne çıkmaz diye umut etsem de her gece şaşırtmayı başarıyor beni. Yaklaşık on gün sürüyor bu umutlu bekleyiş. Lakin nafile… Bir ara evde açık bir yer mi var, başka sinekler mi giriyor diye köşe bucak her yeri araştırıyorum ama yok. Bir sivrisineğin bu kadar uzun yaşamasını aklım almıyor. Birden fazlalardı ve çiftleşip ürediler artık maaile yaşıyorlar, biri ölünce neslini diğeri devam ettiriyor diyeceğim ama öyle bir durum da yok zira en başından beri tek sinek olduğuna adım gibi eminim. Kafama takılıyor, gecenin bir vakti kalkıp arama motoruna, o korkunç cevabı alacağım soruyu yazıyorum.

Açılan sayfada gördüğüm sayıyı uyku sersemi yanlış okumuşumdur diye avutuyorum kendimi. Gözlerimi ovuşturup tekrar bakıyorum lakin “Dişileri 60-90 gün yaşar.” ibaresi değişmiyor.  Uykum birden açılıyor. Öğrendiğim gerçekler bununla da bitmiyor. Bir sivrisineğin ortalama üç yüz kadar yumurta bırakabildiğini ve üstelikte bunu tek seferde yapabildiğini öğreniyorum. Sadece dişilerin bu kadar yaşadığı, erkeklerin ömrünün 2-3 gün olduğu bilgisinden hareketle on gündür evimde ikamet eden davetsiz ve yüzsüz misafirin dişi olduğunu da tescilliyorum böylece. Evimdeki olası yumurta potansiyeli beynimde şimşek gibi çakıyor. Üç yüzünün birden dünyaya gelip onların da çiftleşip korkunç bir hızla çoğalacakları gerçeği tüylerimi ürpertiyor. Yılanın başını küçükken ezmeyip on gün boyunca evimde ikamet etmesine daha doğrusu koloni kurmasına izin verdiğim için kızıyorum kendime. Tek tesellim kasım ayında olmamız oluyor. Artık kış mevsimi yaklaştı en fazla ne kadar daha yaşayabilirler ki derken bazı türlerinin elli derecenin altındaki soğuk ortamlarda bile kendilerine bir delik bularak kış uykusuna yatabildiklerini ve bu türlerin altı aya kadar yaşayabildiklerini öğreniyorum. Asıl yıkıcı haberleri ertesi gün bir biyolog arkadaşımdan alacağımdan habersiz, sarsılmış ve çaresiz bir şekilde yatağıma kıvrılıyorum.

Sivrisineklerin kanımızı emmek için iğne şeklindeki ağızlarını derimize soktuğunu ve kanımızı emerken kan pıhtılaşmasın diye derimizin içine tükürdüklerini söylüyor arkadaş. Tüm sinirlerim zıplıyor. Eve gidip “İnsan yediği çanağa tükürür mü şerefsiz sivrisinek?” diye bağırmak geliyor içimden. Gözlerim büyüyor, fırsatım varken öldürmediğim, düşmanımı küçümsediğim için bir kez daha kızıyorum kendime. Tüm bunlar yetmezmiş gibi arkadaşım bir de damarlar konusunda seçici olduklarını, damar beğenmediklerini söylüyor. “Deri bizim derimiz onun vücuduna giren bir boru yok tabi. Beğenmezse başkasını deliyor demek oh ne ala memleket” diye söylenirken bir de sıtma bulaştırdıkları bilgisini veriyor arkadaş yeterince vurmamış gibi.

İnsanlara bulaştırdıkları sıtmanın sonra kendilerine geçtiğini ve sıtmadan öldüklerini öğrenmek günün tek güzel haberi oluyor. İlahi adalet diye haykırmamak için zor tutuyorum kendimi lakin yüzüme pis bir gülümseme yayılmasına engel olamıyorum. Ancak sıtma riski gülümsememin kısa ömürlü olmasına neden oluyor. Bu tehlikeye daha fazla maruz kalmak istemiyorum. Derimi delsin, içime tükürsün, evime koloni kursun, bir de sıtma bulaştırsın. Eve gider gitmez o haini bulup, ellerimle öldüreceğim diye kuruluyorum iyice. Sonra birden on gündür aynı çatı altında yaşadığımız halde beni hiç ısırmadığını fark ediyorum. Az önce söylediklerim için kötü hissediyorum kendimi, ister istemez bir sempati geliştiriyorum benimkine. Bırak öldürmeyi neredeyse eve gidince öpeceğim. Bu düşüncemi dile getirdiğimde tüm sempatimi yok edecek, dahası iyice diş bilememe neden olacak bazı gerçekleri dillendiriyor bu kez arkadaş. Meğer sivrisinekler seçiciymiş, bazı insanların kanlarını emmek istemezlermiş.  Nedeni bilinmemekle birlikte bazı kişilerin kanlarını sevmezlermiş. Demek beni beğenmemiş haspam.

Tüm kızgınlığımla eve geldiğimde benimkinin cesediyle karşılaşıyorum. Evdeki tek alternatif ben olduğum ve o da bana tenezzül etmediği için açlıktan öldüğünü anlamam zor olmuyor. Tepesine dikilip şöyle bir bakıyorum. Bir peçetenin içerisinde çöp tenekesine doğru yaptığı son yolculuğunda peçeteye doğru eğilip şunları söylemekten alamıyorum kendimi: “Umduğunu değil bulduğunu yiyecektin artist!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder