21 Mayıs 2024 Salı

İSTEMEDEN GELEN SU ZEMZEMDİR

‘İstemeden gelen su zemzemdir.’ Zamanın behrinde biri demişti bunu bana. Muhtemelen bir teyzeydi. Eğer sen istemeden biri sana su verirse zemzem niyetine geçermiş. Mutlaka içilmeliymiş. Büyükler söylüyorsa bir bildiği vardır diyerek her daim büyüklerin sözünü dinleyen, tecrübeye saygısı sonsuz olan ben düstur ediniyorum bunu. Ne zaman biri bana istemeden su getirse büyük bir minnetle kabul edip susamamış olsam bile içiyorum.

Bir gün, yıllardır hem de haftanın en az üç günü gittiğimiz selfservis bir lokantada çalışanlardan biri getirip masaya yarım litrelik su bırakıyor. Eski ve sevdikleri müşterileri olmamız hasebiyle yaptıklarını düşünüyorum ve çok hoşuma gidiyor bu jest. Çok su içen biri olmadığım halde zemzem geldi deyip içiyorum suyu. Hatta arkadaşıma da içiriyorum. Ertesi gün yine gidiyoruz bu kez su gelmiyor, yemeği zemzemsiz tamamlayıp kalkıyoruz. Birkaç gün sonra aynı amca yine su getiriyor ve gülümseyerek koyuyor önümüze zemzemimizi. Aynı şekilde yine içiyoruz. Ara ara devam ediyor bu durum. Lokantanın bu tutumundan son derece memnunuz. Sonra bazı su firmalarının lokantalara ücretsiz su verdiğine dair bir duyum alıyoruz. Amcanın ücretsiz gelen suları verdiğini anlayınca devamlı ve sevildiğimiz müşteri olduğumuz için su getirdikleri teorimizin suya düşmesi biraz içimizi burksa da hala istemeden geldiği ve benim nazarımda kesinlikle zemzem olduğu için çok da önemsemiyorum.  Lokantaya her gidişimde amcanın su getirmesini beklemeye başlıyorum. Getirmediği günler üzülüyorum. Getirdiği zaman eğer suyu bitiremezsem kalanını boşa gitmesin diye yanıma alıyorum. 

Bir gün aynı lokantaya bir arkadaş gurubuyla gidiyoruz. Bu kez masaya dört beş tane su bırakıyor amca. Ben hemen açıyorum. Yemekten kalktıktan sonra arkadaşlardan biri kasaya yöneliyor ve o tarihi soruyu soruyor. Suların kaçını içtik? Afallıyorum. Neden soruyorsun? diyorum. Bu kez afallama sırası arkadaşta. Parasını ödeyeceğim diyor. Nasıl diyorum büyük bir şaşkınlıkla…

Meğer bana zemzem gelmiyormuş, amca bildiğiniz su satıyormuş. Müşterinin birinin her gelen suyu zemzem niyetine içeceğinden bihaber, pazarlama dehası amcanın haince su satma teşebbüsleri elinde patlıyor. Yemeklerle başlayıp, yemekleri yoğurt, cacık, hoşaf türü içeceklerin, bu içecekleri tatlı reyonunun, tatlıyı ekmeklerin, ekmekleri ise su şişelerinin takip ettiği ve sırayla alacağımız her şeyi aldıktan sonra kasaya ulaşıp ödeme yaptığımız bir sistemde hangi akla hizmet masama sonradan su getirip bıraktığını anlayamadığım işgüzar amcaya çok kızıyorum. Üstelik zemzem sanarak içtiğim suların zemzemi geçtim, parasını ödemeden içtiğim suya dönüşmüş olması daha da kızdırıyor beni. 

Arkadaşlara anlatıyorum durumu. O güne kadar zemzem niyetine kaç su içtiğimi hatırlamamın, sayısını tespit etmemin imkanı yok. Geriye tek bir çözüm kalıyor: Daha önce dalgasını geçtiğimiz, arkadaşlar arasında kim kime ne kitleyebilir diye yarıştığımız yöntemimizi gerçekten uygulamak. 

Herkes son derece keyifli. Tüm arkadaşlarımın kahkahaları arasında uzun zamandır müşterileri olmamız hasebiyle bizi tanıyan lokanta sahibine gidiyoruz. Durumu açıklıyorum ve ardından başım yaklaşık otuz derecelik bir açıyla sağa yatık ve durumun olmazsa olmazı olarak kesinlikle uzatarak ekliyorum “Allah kabul etsinnnnnnnnnnnnnn”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder