Aynı şehirde yaşamamız hasebiyle kuzenlerimden birinin nişanına davet ediliyorum. Zira aile arasında küçük bir nişan töreni yapmaya karar veriyorlar dolayısıyla tüm akrabalar davet edilmiyor. Kız evinde yapılacak olan nişana gitmek üzere evi bulamam endişesiyle bir hayli erken çıkıyorum. Planladığımdan oldukça erken bir saatte de kız evine teşrif ediyorum. Müstakbel gelinimizin, ablalarının, kardeşinin, annesinin hatta teyzelerinin kuaförde olduğu bilgisini alıyorum. Anneanne, babaanne olduklarını tahmin ettiğim büyüklerin yanında otururken nişan aile arasında ve evde olacağı için kuaföre gitmemekle yanlış bir karar verip vermediğimi sorguluyorum bir süre. Sonuçta öyle demişlerdi. “Kendi aramızda küçük bir şey.” Bir yandan ben de mi gitseydim endişesi yaşamaktan bir yandan da büyüklerle oturmaktan iyice sıkılıyorum. Vakit bir türlü geçmiyor. Henüz hazırlıklar tamamlanmamış olduğundan evde telaşlı bir koşturmaca da sürüyor. Can sıkıntısından kalkıp bir iki işin ucundan tutuyorum hatta. Bir süre sonra evin insanı modunda hazırlıklara yardım etmeye başlıyorum. Onların telaşı beni de sarıyor. Tam her şey halloldu derken nişan pastasını yapan pastaneden hepimizi telaşe sürükleyecek bir haber geliyor. Pasta taşıma araçları bozulmuş, pasta gecikebilirmiş. Büyükler ortalığı velveleye veriyor; kuafördekiler, saçları tamamlanmadan eve gelmeye kalkıyor. Kısa bir süre önce taraf değiştirmiş olduğumdan evin insanı ve bir süper kahraman edasıyla ortaya atılıp, sorun yapmayın diyorum benim arabam var, ben gider pastayı alırım. Yol tarifini alıp çıkıyorum evden.
Şimdi herkes kaybolduğumu ve pastayı ancak düğün tarihine yetiştirebileceğimi sanacak ama yanıldınız, elimle koymuş gibi buluyorum, evden çıkıp dümdüz gidilince, yaklaşık beş yüz metre ilerideki pastaneyi. İçeri giriyorum, kendimi tanıtıyorum ve pastayı almaya geldiğimi söylüyorum. Pastacı arabamın markasını soruyor, ardından üstünün açılıp açılmadığını, sonra hatchback mi sedan mı diyor. Soruların tuhaflığı karşısında işi dalgaya vurup, arabamın modelini, motor hacmini, kaç beygir gücünde olduğunu falan da ben ekliyorum. Pastacı bu kez arkasına römork falan mı bağladınız diye saçma sapan bir laf ediyor. Gözlerimi dikip, ben ona manyak mısın kardeşim ne römorku bakışı atarken o bana anlamını çözemediğim başka bir bakış atıyor. Karşılıklı bakışırken pastacının çırağı olduğunu düşündüğüm bir delikanlı abla sen pastanın boyutunu biliyor musun, diye soruyor.
Aile arasında bir nişan. Konu, komşu, eş dostu geçtim, hısım akrabanın bile çoğu davet edilmedi. Pasta ne boyutta olabilir ki demeye kalmadan, çırak pastanenin mutfağına giden kapıyı açıyor. Birden çığlık atıyorum, Pisa Kulesiiii. Sonra burası İtalya değil, Pisa Kulesi olamaz diye bir anlık tereddüte kapılsam da zamanın behrinde Almanların ülkemizden koskoca tapınak kaçırmışlığı var, neden olmasın diye koşuyorum içeri. Telefonumu çıkarıyorum selfie çekmek için lakin bir tuhaflık olduğunu fark ediyorum. Bu kule dümdüz duruyor. Üstelikte on katlı. Üzülerek onun Pisa Kulesi olmadığının farkına varıyorum. O esnada içeri girmek yasak diye arkamdan koşturan çırak yanıma ulaşıp, bana gördüğüm şeyin nişan pastamız olduğu bilgisini veriyor.
Aklımı, fikrimi, mantığımı her türlü zorluyorum ama bu boyutta bir pastanın neden sipariş verildiğini çözemiyorum. Hadi fantezi peşindeler pastadan dansöz falan çıkaracaklar desem onun için bile büyük. Bu pastadan gelinle damat birlikte çıkabilir. Hatta biraz zorlasak takı törenini pastanın içinde yapabiliriz. Hepi topu, yuvarlasak hatta zorlasak maksimum otuz kişiyiz. Bu neyin kafası? Kişi başı nerden baksan iki kilo pasta düşüyor. Aile büyüklerinin payını da ekle malum hepsi şeker, tansiyon, kalp hastalığı yaşına çoktan girmiş, al sana kişi başı üç kilo.
Aile arasında bir nişana bunu yaptırdınız, eş dost davetli olsa ne yaptıracaktınız Eyfel Kulesi’ni mi? Teknik olarak nasıl yapılacağını bilmiyorum. Hatta yapılıp yapılmayacağından da emin değilim. Hatta ve hatta bence kati suretle imkansız. Bu nedenle de dünyanın en saçma vaadini içeren eylemlerden biri ama yine de gözünüzü seveyim israf haramdır yapmayın böyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder