Tıpta annelik hormonu diye bir şey var. Hamile kadınlara enteresan
şeyler yaptırıyor. Onları daha duygusal yapıyor mesela, daha sevecen vs. Lakin
bence tıp literatürüne henüz girmemiş ninelik ve dedelik hormonu diye de bir
şey var ki, annelere her ne yapıyorsa onlara kat kat fazlasını yapıyor. Kendi
çocuklarına katı, kuralcı hatta kimi zaman despot olan anne-babalar, nine- dede
olduklarında birden evrim geçiriyorlar. O “Yaprak Dökümündeki Ali Rıza Bey” tarzı
baba gidiyor torunlarına karşı Noel Baba kıvamında bir dede geliyor yerine.
Benim kuş uçurtmayan, bize göz açtırmayan annem bile torunlarının
oyuncağı oldu mesela. Küçükken hiçbir yeri dağıtmamıza, kirletmemize izin
vermeyen, her daim her yeri derli toplu tutan kadın gitti; yerine tanımadığım sevecen
bir teyze geldi resmen. Küçükken hatırlıyorum, yaramazlık yapmak diye bir
kavram yoktu bizim literatürümüzde. Etrafı oyun oynarken kirletmenin mevzu
bahis olamamasını geçtim bizim ödev yaparken bile evi batırma şansımız yoktu. Masaya
silgi parçacıkları döküldüğünde kıyamet kopardı mesela. Ben masa, silgi
artıklarıyla kirlenmesin diye çabalarken öğrendim yanlış yapmamayı. Ancak annem
torunları olunca bir tuhaflaştı.
Masa örtüsüne ezkaza kalemin ucunun değmesiyle oluşmuş lekenin bana hesabını
soran kadın yüzünde ömrü hayatımda tanık olmadığım bir mutluluk, dahası gururla
yeğenimin karaladığı duvarı “Bak teyzesi ne yapmış?” diye gösterdi bana. O gün
benim bittiğim gündü. Psikolojim bozuldu, depresyona girdim. Ben üniversite
sınavında derece yaptığımda bu kadar mutlu olmamıştı. Pablo Picasso’nun annesi
gurur duymamıştır bu kadar. Sanırsın Da Vinci’nin “Monalisa”sını çizmiş sıpa. Ne
var abartılacak, saçma sapan şekilde duvarı karalamış işte; zamanında bıraksa
yağlı boya tablo yapardım ben o duvara.
Lütfen çok rica ediyorum tıp bilimi ya şu anne babalarda, nine-dede
olduklarında meydana gelen dönüşüme çözüm bulsun ya da daha güçlü antidepresanlar
üretilsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder