Bazen öyle ilginç ve enteresan isimlerle karşılaşıyorum ki “Çocuklara konulan isimler bir intikam yöntemi olabilir mi acaba?” diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Hamilelik anne ve baba için zorlu bir süreç. Bulantısı var, canının olur olmaz şeyleri istemesi var; ağrısı, sızısı var. Doktoru, kontrolü, tedavisi, vitamini, proteini var. Bunlarda fiziksel zorluğu anne adayları çekse de naz, kapris çekme; olur olmaz gıda maddelerini zamanlı zamansız bulmaya çalışma; eşlerini doktora taşıma, ev işlerinde yardımcı olma, anne adaylarının depresif durumlarıyla cebelleşme gibi kısımlar babalara düşüyor. Dolayısıyla her iki taraf için de zorlu olan bu sürecin intikamını alma isteği çocuğa isim seçimine etki ediyor olabilir mi? “Dokuz ay bize çektirdin al bakalım bu ismi, sen de hayatın boyunca bunu çek.” gibisinden… Zira bazı isimleri mantıkla açıklamak pek mümkün olmuyor.
Ülkemizdeki pek çok çocuğun isim kaderini bir zamanlar trend olan, belki hala trenddir bilmiyorum, anne ve babanın hecelerinden isim türetme ilginçliği belirlerdi mesela. Bu isimler anne ve babanın hecelerinden oluşturuluyor; genellikle de bebek kızsa annenin ilk hecesi babanın son hecesi, erkekse babanın ilk hecesi annenin son hecesi alınıyordu. Şimdi düşünüyorum da bu trende uymadıkları için kendi ağabey ve ablalarıma minnettarım. Yoksa adları Mirol, Binmet, Ahgül, Birya ve Yagül adlı yeğenlerim olacaktı ki en kötüsü de adında gül bulunanların erkek olacak olmasıydı.
Ailelerin zıt karakterli kişilerin isimlerini uyumlu koyma çabasına ne demeli? Fuat- Suat, Birol- Gürol, Birgül- Bingül, Atakan- Atacan, Didem- Çiğdem… Kardeş dediğimiz canlıların temel özelliği karakterlerinin zıt olmasıdır. Karakteri zıt olan iki insanın ise tüm özellikleri baştan ayağa zıt olur. Lakin aileler böyle taban tabana zıt iki insana uyumlu ad koyma sevdasına her daim yenik düşüyor. Bu uygulamaya göre de ikinci çocuk kader kurbanı oluyor.
Çocuklara isim koyma konusunda bir başka tuhaflık ise kendisinden önceki kardeşlerinin cinsiyetine göre durum ya da temenni bildiren isimler verilmesi. Döndü, Döne, Yeter, Dursun… Sonra çocuğun doğum sırasına ya da kardeşler arasındaki yaşa bağlı olarak verilmiş isimler mevcut: İlkin, İlksen, Ardıl… Durum bildirme hususunda bir de “İmdat” var ama bu konuda detaya girmeyeceğim.
En kötüsü de iyelik ekiyle biten isimler diye düşünüyorum. Çocuk senin çocuğun, canındır, ciğerindir, en değerlendir, en sevdiğindir, ona karşı en güzel hitapları, en özel sevgi sözcüklerini kullanmana saygı duyarım. Ama beni kendi çocuğuna neden “Aşkım, Gülüm” demek zorunda bırakıyorsun ki!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder