30 Nisan 2017 Pazar

ÖLÜMLÜK KLİŞELER II


NE TÜR BİR HAYRANLIK???

            Cumhuriyet tarihimizde bir de Alman hayranlığı klişesi vardır ki tadından yenmez. Alman hayranlığı deyince akıllarda ne tür bir hayranlık uyandığı sorusu her zaman merakımı celp etmiştir. Benim aklıma daima sarı saçlı, mavi gözlü Alman ırkı gelmiştir mesela… Kuvvetle muhtemel İttihat ve Terakki olaya savaş teknikleri ve silah teknolojisi boyutunda bakmıştır ama… Alman hayranlığı kısmına sonra değinelim. Ondan önce biz nasıl ittifak gurubunda yer aldık ona bakalım.

            Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı başladığında ilk olarak tarafsızlığını ilan etmekle beraber, böyle bir savaşın dışında kalamayacağının farkına vararak müttefik arayışına başlamış ve bu süreçte çaldığı ilk kapı itilaf gurubu olmuştur. İtilaf gurubu Osmanlı Devleti’ni yanında savaşa sokmak istememiş ve Osmanlı’nın tarafsız kalmasını bildirmiştir. Bunun iki temel nedeni vardır. Birincisi Osmanlı’nın kendilerine maddi anlamda yük olacağını düşünmeleri, ikincisi ise Rusya’nın Osmanlı üzerindeki tarihi emelleri… Müttefiklerinin toprak almak istediği bir devleti yanlarında savaşa sokmaları uygun olmazdı sanırım. Savaş sonunda birlikte omuz omuza çarpıştıkları Osmanlı’ya “Kardeş, emeğine sağlık ama biz seni biraz paylaşacağız” demek çok profesyonelce gelmiyor kulağa... En başta politik bir tabir değil.

Şimdi şöyle bir soru gelebilir akıllara… O zaman neden tarafsız kalmadı? İtilaf gurubunun tarafsız kalmasını istemesi karşısında Osmanlı bir teklifte bulunmuştur. Kapitülasyonları kaldırın ve tarafsız kalalım. Lakin bu durum İngiltere’nin işine gelmemiş ve Osmanlı’nın teklifi reddedilmiştir. Bu noktada hala Osmanlı neden itilaf gurubunda savaşa girmedi ya da niye tarafsız kalmadı diyenlere, durumla ilgili olarak ünlü bir politikacımızın bir zamanlar söylediği sözleri söylemek istiyorum: “ Isparta’da Oxford vardı da biz mi okumadık?”

             İttifak gurubuna gelince… Osmanlı velev ki Alman hayranlığı dolayısıyla savaşa girdi ki bu yersiz bir hayranlık da olmazdı zira Almanya I. Dünya Savaşı’ndan önce silah sanayisini oldukça geliştirmiş, siyasal birliğini kurmayı başarmış dahası Sedan Savaşı’nda Fransa’yı yenilgiye uğratmış kısacası güçlü bir devletti. Ayrıca savaş başladığında taraflar arasında savaşın ilerleyen zamanlarında ortaya çıkan orantısız güç henüz yoktu. Bir cenahta İngiltere, Rusya ve Fransa, diğer cenahta ise Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya bulunuyordu. İtalya’nın tarafsızlığını ilan edip sonra taraf değiştireceğini, savaş esnasında bir sürü gizli antlaşma yapılıp itilaf gurubunun yanına müttefikler çekeceğini, en önemlisi de ABD’nin savaşa girerek savaşın kaderini değiştireceğini üzgünüm ama o tarihte hiç kimse öngöremezdi. Küçük bir hatırlatma:  I. Dünya Savaşı, bir dünya savaşı olarak başlamamıştır. 19. Yüzyılda yapılan tüm savaşlar gibi ittifak savaşları şeklinde başlamış, zaman içerisinde itilaf bloğu neredeyse tüm devletlerin katıldığı bir blok haline gelmiş ve savaş, dünya savaşına dönüşmüştür. Bilgilerinize…

23 Nisan 2017 Pazar

ÖLÜMLÜK KLİŞELER I


       Siz de I. Dünya Savaşı'nda Almanlar yenildiği için yenik sayıldık diyenlerden misiniz? :)

     Türk tarihinde nereden çıktığını ve nasıl kesin birer yargı haline dönüştüğünü bilmediğim klişeler mevcut. Üzerinde biraz düşününce ne derece yanlış olduğu kolayca anlaşılabilecek olan lakin ezberci tarih öğretimimiz sebebiyle sorgulamadan ezberlenen ve bu sebeple kuşaktan kuşağa aktarılan yanlış klişeler... İşte bunlardan biri...

I.DÜNYA SAVAŞI’NDA ALMANLAR YENİLDİĞİ İÇİN BİZ DE YENİK SAYILDIK

            Almanlar yenildiği için yenik sayılmak… Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi savunma mekanizması bu olmalı… Sözün bittiği yer. Bu sebeple mevzu üzerine çok bir şey söylemeyeceğim. Biri yenildiği için yenik sayılabilme durumunu açıklamak için önce olayın mantığını çözmem gerekiyor ki burası tam olarak mantığın da bittiği yer. Bu cümleyi ilk defa kimin kurduğunu merak etmekten alamıyorum kendimi… Yani bu fikrin babası kimdi? Dahası herkes hangi mantıkla bu düşüncenin peşinden gitti?O şahısla tanışmak isterdim. Benim aklıma tek bir isim geliyor: Eleanor H. Porter. Tanımayanlar için kısa bir bilgi: Zat-ı muhterem Pollyanna'nın yazarı olur. Yaşadığı tarihler de uygun... Kesin Anadolu'dan geçiyordu o günlerde... Koskoca yazar illaki devlet büyükleri tarafından misafir edilmiştir. Bu fikri o zaman ortaya atmış olabilir. Üzülmeyin aslında siz yenilmediniz, Almanlar yenildiği için siz de yenik sayıldınız. Hükmen mağlup gibi bir şey...
            Almanlar yenildi biz başarılıydık. Biz iyiydik Almanlar kötüydü. Biz iyi savaştık onlar yenildi. Bu mevzunun “Almanlar biz anlamayız” a kadar gitmesinden korktuğumdan mütevellit burada susuyorum.

            Sadece küçük bir hatırlatma… Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’nda Kanal, Kafkas, Irak, Suriye- Filistin, Hicaz-Yemen, Çanakkale, Galiçya, Romanya, Makedonya gibi pek çok cephede savaşmış ve bunlardan sadece Çanakkale Cephesi’nde başarılı olmuştur. İttifak bloğunun lehine olan savaşın kaderini ise ABD’nin savaşa katılması değiştirmiştir. Bilginize…