MATBAA
OSMANLI’YA GEÇ GİRDİĞİ İÇİN GERİ KALDIK!
Matbaa Osmanlı’ya geç girdiği için
insanlar kitaplara kolayca ulaşamadı. Bu nedenle okuyamadılar. Okuyamadıkları
için geri kaldılar. Şimdi buraya günümüz mesajlaşma sisteminin vazgeçilmezi
haline gelen bir “gülen yüz emotion” ı iyi giderdi. Matbaa biraz erken girseydi
iyiymiş o zaman…
Ne
demiş atalarımız çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batır. Merak etmeyin ben
kendimize sadece iğne batıracağım. Çuvaldız yerinde kalsın… Kitap okuma
konusunda 2009 yılında yapılmış bir araştırmanın muhteşem sonuçlarını duymayan
yoktur sanırım ama ben yine de hatırlatayım istedim. “Bir
Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda
ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor.”
Hadi Osmanlı’ya matbaa geç girdi ve insanlar kitaplara
ulaşamadığı için okuyamıyordu ya biz? Yeterince kitap mı yok? Kitaplara mı
ulaşamıyoruz? Yoksa çok mu pahalı? Öncelikle günümüzde bir sürü yayınevi
mevcut… Her yıl sayısız kitap basılıyor. Sonra günümüz teknolojisinde e kitap
denilen ve bilgisayar ortamında kitap okuma şansı sunan bir fırsat var. Kitap alımı bütçelerini zorlayan kişilerin
yararlanabileceği cüzi bir ücretle kitap ödünç veren kırtasiyeler… Kullanılmış
ucuz kitap temin edebileceğimiz sahaflar… Hatta öyle ki ülkemizde ucuz kitap
üreten korsan tabir ettiğimiz bir sektör bile mevcut. Her şeye rağmen kitap
alamayanlar içinse binlerce kütüphane… TÜİK’in 2015 yılı istatistiklerine göre Türkiye’de toplam kaç kütüphane
olduğunu biliyor musunuz?
Osmanlı’ya dönelim… Matbaanın geç gelişi hususunda, birincisi
yaygın kanının aksine ilk matbaa 1727’de değil, 1493’te İstanbul’da hizmete
girmiştir. Yahudiler tarafından kurulan bu matbaayı 1567’de Ermenilerin kurduğu
bir matbaa takip etmiş, Rumlar ise 1627’de ilk matbaalarını kurmuşlardır.
Osmanlı’ya 1727’de giren matbaa ilk matbaa değil ilk Türk matbaasıdır. Matbaada
basılan ilk kitap Vankulu Lugatı olup, 1729’da 1000 adet basılmıştır. İlk Türk
matbaasını kuran İbrahim Müteferrika yaşadığı süre boyunca 17 çeşit kitap
basmış ve ilk iki kitap 1000, üçüncüsü 1200 ancak diğerleri 500 adet basılmıştır.
Nedeni ise halkın ilgisizliği yani kitapların satılmamasıdır. Zira Müteferrika
öldüğünde evinin bodrumunda çürümeye mahkum binlerce cilt kitap bulunmuştur.
Yıllarca Osmanlı’ya matbaanın neden geç geldiği tartışıldı ve geri kalma nedeni
matbaanın geç gelişine bağlandı. Düşününce belki de tartışılması gereken asıl
sorun “Matbaa gelmiş de nolmuş?” sorusu olmalıdır ya da Türkiye’de tam 29 bin
522 kütüphane var da ne oluyor?
Evet, n’oldu? Kitap okumama nedenlerimizi alayım. Yoksa
bahanelerimizi mi demeliyim?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder